Etiket arşivi: aşk

Sevgililer Günü Yaklaşıyor .. Ne Yapmalıyız

Sevgililer Günü  Bir Çok Gerçek Sevginin  anlamını pekiştiren bir gün  olarak  sevginni yogunyasanıldııg bır gundur ..

 

Roma katalik kilisesinin inanışına dayanan bir gündür aslında .. 14 subat Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir.

 

Bu Günde Sevgililer birbirlerine değerli hedıyeler ve anlam taısyan bır gun gecırmek adına farklı aktevıteler yaparlar peki sevgıler gununu nasıl anlamlı kılarız

herseyden önce hedıye den önce ona samımıyetınızı sadakatınızı  plana çıkararak gösterecegınız ılgıdır nıhayetınde hedıye 2 cı plana atabılırsınız hedıye anlam ve onem taşıyan kendınız bırseylerde yapabılırsınız en azından sızın sevgı emegınızın gececegı bırseyın anlamı ve manevıyatı  daha yüksek olur dıye düşünüyorum buna sızın aranızdakı bag durumana bağlı sevdıgınız ınsanın zevk ını bılgınız  seylere dayarak farklı seyler yapabılırsınız ılla pahalı hedıyeler alacaksınız dıye bırsey yok buna sartlandırmayın kendınızı  Yaşayacagınız ve yasatacagınız her sevgı kutsaldır ve degerlıdır unutmayın .

 

Sevgiler Gününüz Kutlu Olsun 🙂

Angelina Jolie ile Brad Pitt boşanıyor

Hollуwoodun genіşlіk gözde çifti olаrаk bіlіndіk okunuşu Brangеlina аdıylа anılan ikili, dokuz almanak bіrlіktelіklerіnіn ardından 2014 yılında evlendi. 6 çоcukları var

Tüm dünyаdа baѕınının yetіşkіn ilgisini çeken ancak ilişkiyе malik olаn Jolie vе Pіtt; Mаddox, Pаx okunuşu Zahara sürdürmеk şаrtıуlа tеpеsi еvlаtlık; Shiloh, Knox okunuşu Vivienne yürütmek üzere üç biyolojik çoсuğa sahip.

Evliliklerini nоktalıуоrlar

2004 уılında Mr. And Mrs. Smіth fіlmіnde tаnışаn çіftіn ilişkiѕi, o sırаdа Jеnnifеr Aniѕtonlа evlі olan Brad Pittin boşanmasına hız açmıştı. 2006 yılında іlk bіyolojіk çocuklarına kavuşan düzеncі çift, 2009 yılında evlenmeyі yаlnızса çocukları uğruna düşünеcеklеrini ama yаklаşаn zamanda planlamadıklarını söylеmişti.

İki sene süren nіşanlılıklarının ardından 2014 yılındа yalın aynı törеnlе evlenen çift demin bu evliliği noktalıyor.

KAYNAK : http://www.kadinvekadin.net/angelina_jolie_ile_brad_pitt_bosaniyor.html

Aşkı bitiren nedenler

birbirlerine büyük bir aşk ile bağlı olan çiftlerde belli bir müddet geçtikten sonrasında aşkın ortadan kaybolduğu görülebilir.

peki aşkı bitiren nedenler nelerdir?

“iyi mi olsa benim” diye düşünmek

cicim ayları geçtikten sonrasında, pek çok çift birbirlerine “nasıl olsa benim” düşüncesi ile yaklaşma hatasına düşer. Birbirine alışmanın getirmiş olduğu umursamazlık ve özensizlik her ilişkiyi sıradanlığa götürür ve bu sıradanlık, taraflardan biri, “beraberliğimizin bir anlamı kalmadı” diyene kadar süre gelir. Ilişkiyi bir bebek şeklinde düşünün. Bebeğinize birkaç sene bakıp sonrasında “nasıl olsa kendi haline büyüyor” deyip bir kenara mı atacaksınız?

aşkınıza sahip çıkın ve her aşamasında ona emek vermeye hazır olun. Birbirinizle ilgilenin, birbirinizi özleyin, konuşun, fikirlerinizi paylasın ve problemlerı, büyüyüp çözümsüz hale gelmeden oturup tartışın. Kısacası, ikiniz de gayret gösterin, yorulun, terleyin.

cinselliği rutine dönüştürmek

uzun ilişkilerde seksin seyrekleşmesi normaldir. Fakat bunun rutine dönüşüp dönüşmemesi sizin elinizde. Sorunun temeli belki de şu; erkekler sekse ulaşmak için aşık oluyor, kadınlarsa aşka ulaşmak için cinsellik yapıyorlar. Ancak neticeta iki taraf da mahremiyet ve yakınlığa ihtiyaç duyuyor. Cinsel isteği körüklemek için bu gereksinimtan yola çıkılabilir.

birbirinize yakınlık gösterin fakat “iş” icabı sadece yatakta değil döşek dışında da. Hissettiklerinizi, sorunlarınızı, özlemlerinizi paylaşın. Yatakta tek başınıza fantezi kurmak yerine birlikte fanteziler geliştirin. Böylece eşeysel yaşamınız sıcaklığını “9,5 hafta”dan daha uzun vakit koruyabilir.

iş bölümü yapmamak

kızgınsınız, hem de çok… Sevdiğiniz erkek birlikte oturmaya başladığınızdan beri nedense alışveriş, yiyecek pişirme, çamaşır yıkama, evi toplama şeklinde işleri sizin yapacağınızı varsayıyor, üstelik sizin mesleğiniz de onunki kadar zorken… Peki, ne oldu? Ne olacak, toplumsal rollere teslim oldunuz. Anne babalarımız ve camia vasıtasıyla şuursizce almış olduğumız “doğru kadın” ve “doğru erkek” rolleri, bir anlamda beynimize işler ve romantik ilişkilerimizde ortaya çıkar. Siz insiyaki bir şekilde üzerinize düşen her işi yaparsınız fakat onlar aslına bakarsak ikinizin de üzerine düşen işlerdir.

ona evle ilgili çeşitli görevler verin ve bu görevleri harbiden üstlenmesini sağlayın. Markete uğramayı unutup eve mi geldi? Sakın siz kalkıp markete gitmeyin, bırakın o gitsin. Mutfağı temizlemekte başarısız mı? Bırakın temizlesin. Gerekirse siz sonra gidip tekrar yaparsınız. önemli olan onun da birtakım sorumlulukları olduğunu hissetmesi. Yoksa yapmış olduğunız her iyilik, bir süre sonra kaçınılmaz bir şekilde göreviniz haline gelir ve bu da sizi ilişkinizden soğutmaya adım atar.

eski sevgilinin gölgesinden kurtulmamak

ara sıra geçmişteki bir birlikteliğin gölgesi bugünün mutlu aşkının üzerine düşebilir. “yeni sevgilim doğru insan mı? Yoksa benim için hala savaşım eden eskisine mi dönmeliyim?” şeklinde kuşkular güzel giden bir ilişkiyi bir müddet sonra zehirlemeye başlar. Efsunk bir ihtimalle yeni büyük aşkın diğer kahramanı bu kararsızlıktan, bu gidip gelmeden sıkılır, hevesi kaçar ve ilişkiyi bitirir. Eğer eski sevgilisiyle alakalı tereddütleri olan sizseniz tavsiyemiz; onu unutun! çünkü aynı suda iki kere yıkanılmaz. Kendinize ve yeni aşkınıza gerçek bir şans tanıyın.

eskisiyle kıyaslamak gibi bir hataya düşmeyin, onun yerine yeni sevgilinizin müspet özelliklerini keşfedin, bu daha heyecan verici… Bu arada eski erkek arkadaşınız askıntı olmaya devam ediyorsa onunla görüşmeyi tamamen kesin. Demek ki, hemen hemen arkadaş kalmaya hazır değil, üstelik bu durum yeni adam arkadaşınızı da fazlasıyla rahatsız edebilir.

onu olduğu gibi kabul etmemek

farklı alaka alanları, geleceğe dair bambaşka beklentiler, hayaller ve birbirine ters bakış oluşturulan çoğunlukla ayrılığa sebep oluyor. şu demek oluyor ki “zıtlar birbirini çeker,” sözü tam bir palavra! Doğal ki, karakterleriniz aynı olmak zorunda değil. Mesela siz daha sevinçli ve dışa dönüksünüzdür, o ise daha sakin ve çekingen, bu konum bir sorun yaratmaz. Ama hayata ve dünyaya bakışınız, beklentileriniz, zevkleriniz ve planlarınız uyuşmuyorsa işiniz bayağı zor.

beraberliğinizi sürdürmeyi harbiden istiyorsanız ve bununla da aşkta mutlu sona ulaşabileceğinize inanıyorsanız, o vakit önce sevgilinizi değişiklik yapma fikrini unutun. Onu şu anki haliyle, aslabir şekilde başka bir insan yapmaya çalışmadan ve size ters gelen huylarından şikayet etmeden kabul etmelisiniz, tabii o da sizi.

KAYNAK : http://www.kadinvekadin.net/aski_bitiren_nedenler.html

Ayrılık psikolojisinin etkileri

medicana international ankara hastanesi klinik psikoloğu gizem yağmur çopur, ayrılık psikolojisi üzerine malumat verdi.

sona eren ilişki ondan sonra sevilen kişiden ayrılmak, kaybı da bununla beraber getirir. Bu kayıp hissedilen duygular ve duyguların açığa çıkarttığı düşünce içerikleri açısından ölüm kaybı ile benzerlik taşımaktadır. Ayrılık durumunda ortaya çıkan kayıp, sadece değer verilen bireyin artık olmayacağı düşüncesini oluşturmaz. Bunun yanında doyum edilen duyguların varlığını kaybetmesi, verilen emeğin boşa çıktığı düşüncesi, birlikte meydana getirilen aktivitelerin gerçekleşemeyeceğine yönelik imanlar, paylaşımların artık olamayacağı düşüncesi, alışkanlıkların yok olması ve var olan düzenin değişmesi kişilerde depresif dönemlerin oluşmasına yol açabilir. Evlilik, eş çatışmaları ve ayrılık çoğunlukla depresyon nedeni yada bir sonucudur. Depresyon nedeniyle tedaviye başvuran kişilerin %50’sinde bu çatışma görülmektedir.

toplumsal medya kullanımı artabilir

ayrılığın oluşturacağı depresif duygu durumları suçluluk veya değersizlik duyguları ile karakterizedir. Kendisini ilişkinin bitmesiyle birlikte kabahatlamaya başlamış olan ve bu şekilde kendini rahatlatmaya çalışan şahıs, kendisini değersizleştirebilir. Bununla ilişkili olarak özgüven ve kişilik saygısında azalma ortaya çıkabilir. Daha önce doyum olduğu ve zevk aldığı aktivitelerde azalma görülebilir. Bitkinlik ve enerji kaybı ile beraber konsantre olamama ve yapılması ihtiyaç duyulan veya zevk veren aktiviteleri yerine getirememe ve en önemlisi aktivitelere yönelik isteksizlik durumu ortaya çıkabilir. Ayrılık sürecinde şahıs, partnerinin boşluğunu doldurmak için yeni bir ilişki ve/yada yeni sosyal çevre oluşturma arayışına girebilir. Toplumsal medya kullanımında artış, kafa dağıtmak için anlık mutluluklar arayarak daha riskli adımlar atmak sürecin ilk tepkileri olarak ortaya çıkabilir.

oluşan depresif konum fiziksel tesir de yaratabilir. Depresif duygulanımlardan kaçmak adına kendisini uykuya verebilir veya bu düşünceler o denli rahatsız edicidir ki uykuya dalmada güçlük veya uykuda bölünmeler ortaya çıkabilir. Yeme durumunun gayri muntazam bir hal almasına bağlı olarak kilogram alımı yada kilogram kaybı görülebilir.

ölümlerin arkasından kendine dönük nefret oluşabilir

bir tek kalma kapasitesi düşük olan bireylerde, ayrılık sürecinde müdahale gerektiren en önemli sorun, ‘nesne yoksa ben de ölebilirim’ düşüncesinin ortaya çıkabiliyor oluşudur. Bu kişilerde ayrışabileceği veya kendi başına varlığını sürdürebileceğine yönelik kurmacam bulunmamaktadır. Giden kişiye duyulan nefret bu aşamada bireyin kendisine dönebilir. Kişilik ölü nesne ile iç içe geçebilir. Bu ölü nesne kaybı, terkedilme ve yok olma endişesini beraberinde getirir. Nefret kendine döner ve kendine yönelik yıkıcı davranışlar (kendine zarar verme ve intihar) depresif dönemde ortaya çıkabilir.

ilişkinin negatif taraflarını hatırlatacak bir sıralama yardımcı olur

ayrılık gerçekleştikten sonraki sürecin oryantasyonu önem taşımaktadır. Ayrılıktan derhal sonrasında boşluğu doldurmak yerine ayrılığı romantik ve mantıksal olarak kabul etmek ve en önemlisi kayıp acsıcaklıknın yaşanmasına izin vermesi, dönemin sağlıklı bir halde atlatılmasında rol oynamaktadır. Kişilerin ilişki daha sonra ancak ilişkinin olumlu yönlerini göz önünde bulundurması beklendik bir tepkidir. Bu yüzden ayrılık hemen sonra ilişki ve partnerin negatif ve olumlu yönlerinin kapsamlı şekilde düşünülmesi hatta listelenerek makalelması, alınmış karardan emin olunmasına, sürecin kabullenilmesine ve acının yaşanmasına yardımcı olacaktır. Ek olarak ayrılık ondan sonra ferdin kendisini, isteklerini ve bundan sonraki ilişkisinde önceliklerini sorgulaması, iyi mi bir ilişki istemediğinin farkına varmasına ve sonraki ilişkilerinin daha tatmin edici olmasına olanak tanıyacaktır. Ferdin duygu ve düşüncelerini paylaşması ve kendini açması bu sayede sosyal destek alması ve en önemlisi içinden çıkılmayan durumlara yönelik psikolojik desteğe başvurması sürecin sağlıklı bir halde atlatılmasına imkan sağlayacaktır.

KAYNAK : http://www.kadinvekadin.net/ayrilik_psikolojisinin_etkileri.html

Mutlu bir evlilik için 14 altın kural

bizim ülkemizde boşanma oranları her geçen sene daha da artıyor. “ilişkilerde güven duygusu yitirilmediği takdirde evlilikte çözülemeyecek sorun yoktur” diyen uzmanlar, çiftlere “güvendiğinizi belli edin, dürüst olun, iyi kulak verin, yenilikler yapın, birbirinize vakit ayırın” önerilerinde bulunuyor.

üsküdar üniversitesi npistanbul hastanesi’nden uzman klinik psikolog ihsan öztekin, güven duygusunun sevinçli bir evliliğin anahtarı bulunduğunu vurguladı. “itimat duygusunu yitirmediğinizde evlilikte çözülemeyecek sorun yoktur” diyen öztekin, uzun ve sağlıklı bir evlilik hayatı için çiftlere şu önerilerde bulundu:

1- eşinizi önemsediğinizi ve sevmiş olduğinizi hissettirin. bunun için efsunk şeylere gerek yok. Gün içinde yapacağınız alkışlar, güzel laflar ona kendini özel hissettirecektir.

2- eşinizi ayrım edin. onun saçını boyadığını, kilo kaybettiğinı, sizin için yaptığı minicik de olsa özel bir şeyi görün ve takdir edin.

3- iyi dinleyici olun. iyi evliliğin yolu iyi bildirişimden geçer. Katılmasanız dahi onun ortaya koyduğu fikirlere saygı duyun ve sonuna kadar kulak verin. Söylemek istediğinizi dolaylı yollara sapmadan net bir şekilde anlatım edin.

4- birbirinizin en yakın arkadaşı olun. evlilik sadece beraber yaşamak değildir ihtiyacı olduğunda yanında olun. Unutmayın, aslında her biriniz, bir öteki için oradasınız. Hiç bir şey bundan daha değerli olması imkansız.

5- yenilikler yapın. evliliğinizi monotonluktan kurtarmak için kaliteli vakit koymak önemli. Bunun için olanaklar yapıtn. Beklenmedik küçük sürprizler yapın. Ortak zevklerinize müsait paylaşımlar esern.

6- öfkelendiğinizde hiç şiddete başvurmayın. mola verin, ortamı terk edin, duş alın veya uyuyun. Müzik kulak verin. çatışmalarınızı yıkıcı değil, yapıcı olarak ele alın. Kendinizi onun yerine koyun ve kendini onların yerine koyın. Eşinize verdiğini planladığınüz zararın aslında evliliğinize verdiğini unutmayın. önemli olan anlaşmazlıkların varlığı değil, onları çözerken ilişkinizi en az yıpratacak yöntemi teknisyenızdır.

7- birbirinize olan ilgisizliğinizin nedenini bulun. kıskançlıklar, hep bir arada olma, maddi sorunlar, ilginin çocuklara kayması, evlilik sorumluluklarının ağır gelmesi ve reelçi olmayan beklentiler çiftlerin birbirine olan ilgisini azaltabilir.

8- yaşamınızı çocuklara bakılırsa değiştirip kısıtlamayın. eşlerden biri çocuklara çok düşkün olursa, evliliğin dengesi bozulabilir.

9- kendinize zaman ayırın. ilişkilerde bireylerin kendilerine zaman ayırması da çok önemli. Ancak beraber ve ayrı ayrı geçireceğiniz zamanlar mevzusunda hem düşünce olun.

10- eşinizin ailesi ile ilişkisine müdahale etmeyin. onları ziyaret etmesi, onlara zaman ayırması icap ettiğinde anlayışlı olun. Ailelerinizin yanında birbirinizi eleştirmeyin, kabahatlamayın. Eşinizin ailesi ile ilgili sorunlar yaşamış olduğunızı düşünüyorsanız ailesini suçlayıcı, hakaret edici bir dil kullanmadan bu sorunları eşinizle paylaşın. Sorunları beraber çözmeye çalışın yada eşinizin çözmesine fırsat verin.

11- aileniz ile evliliğiniz arasına sınır koyun. kendi ailenizin evliliğinize müdahale etmesine, sizin isminiza karar almalarına izin vermeyin.

12- eşinizin geçmişi ile alakalı konuları, yanlışları devamlı gündeme getirerek yaşamını sorgulayıp evliliğinizi yıpratmayın.

13- ruhsal ve bedensel sağlığınız mevzusunda mevzuşun. yaşamış olduğunız depresyon, bağımlılıklarınız; sigara, alkol, madde, kumar şeklinde sorunlarda dürüst olun. (bu tür mevzuları evlilik öncesinde konuşmayı kontrol edin çünkü daha sonra öğrenildiğinde yıkıcı olabilir.)

14- evliliğinizdeki problemlerı çözmekte zorlandığınızda uzmanlara danışmaktan ve evlilik terapisi almaktan çekinmeyin. eğer sorunlarınızı birlikte çözemeyeceğinize karar verirseniz, bir uzmandan yardımcı almanızda yarar var.

KAYNAK : http://www.kadinvekadin.net/mutlu_bir_evlilik_icin_14_altin_kural.html

Evlilik öncesi ve sonrası karşılaşılabilecek risk faktörleri

evlilik sonucunın alınmasıyla süregelen süreç çoğu zaman mutlulukla devam etse de ara sıra problemlerı da bununla beraber getirebiliyor. özellikle de genç evlilerin geldikleri aile ile alakalı yaşismikları problemler çoğu vakit şaşırtıcı olabiliyor. Peki, evlilik hazırlıkları yapılırken yaşanmış olan sorunlar nedir? Evliliğin, ailelerin güç savaşı haline gelmesi nasıl önlenebilir? Evlilikte karşılaşılabilecek risk faktörleri nelerdir? Dbe davranış bilimleri enstitüsü kurucu başkanı ve uzman klinik psikolog emre konuk evlilik dönemini iyi yönetmenin yollarını açıklıyor…

evlenme kararı verildikten ve tarih belirlendikten derhal sonraki sürecin keyifli bir halde geçmesi gerekirken aksine çok yoğun ve insanı yoran bir süreç yaşanabiliyor. Eve alınacak halı, oturma düzeni, buzdolabı gibi tüm bunların sonucunın verilmesi söz konusu olduğunda, ara sıra evlenecek iki genç insan işin en başlangıcında sınır koyamadıklarından pasif kalabiliyor. Aileler ve özellikle de anneler; laf sahibi olmak, yakınlığı sağlayabilmek, kopuşun acısını dindirebilmek için sürece müdahale edebiliyor.

dbe davranış bilimleri enstitüsü kurucu başkanı ve uzman klinik psikolog emre konuk, evlilik periyodunu iyi yönetmenin yollarını şöyle açıklıyor: “evlenme kararı aldıktan sonra, iki gencin evlilik periyodunu iyi mi yöneteceklerini belirlemesi gerekiyor. Alınması ihtiyaç duyulan ihtiyaçlardan maddi anlamda verilmesi ihtiyaç duyulan kararlara kadar birfazlaca aşamanın evlenecek olan iki insan tarafınca tek tek ele alınıp sürecin belirlenmesi gerekiyor. En başında bu detaylar partnerler tarafınca belirlenir ve kararlar verilirse, hayat daha kolay ve sorunsuz geçiyor.”

evlilik öncesinde ve hatta ondan sonra aile desteğinin önemli bulunduğunu vurgulayan konuk, “yardımcı verirken ailelerin amacı, çocuklarından ayrılacakları için ayrılığın verdiği acıyı azaltmak ya da gücü kaybetmemek olmamalıdır. Bu bir araziyi paylaşamama kavgası gibidir, çünkü bir taraf yapmazsa karşı taraf yapacaktır. Ben bu yeni eve yerleşmezsem, öbürü yerleşecektir. Dolayısıyla çok eğlenceli olması gereken bir müddetç çok sancılı ve stresli hâl alabiliyor. Gelişen sorunları çözmek için de her ailede bulunan akil insanlardan yardımcı alınabilir. Bu kişiler sağduyuludurlar ve ilişkilerin toparlanmasına ve muntazam gitmesine katkıda bulunurlar” diye mevzuştu.

evlilik öncesi ve ondan sonra karşılaşılabilecek riskler

evlilik öncesinde ve ondan sonra karşılaşılabilecek risk faktörlerinin de doğru bir halde yönetilmesi gerektiğini belirten konuk, bu riskleri şöyle sıralıyor:

– hor görme: tartışmalarda aşağılama, minik görme, iğneleme, küçümseme, alay etme anlamına gelen sözler, jest ve mimikler hor görmeye yol açıyor.

– tenkit: tartışmalarda kişiliğe yönelik suçlamalar olabiliyor.

– kabahatlama ve savunma: tartışmalarda şikâyeti suçlamadan ayırmak gerekiyor. Kabahatlanan bir adamın kendini savunması doğaldır. Ama evlilik ilişkisinde bireyin karşı kabahatlamaya girmeden de olsa kendini savunması, ne makalek ki bir işe yaramıyor. Tersine, savundukça karşı taraf suçlamalarına devam ediyor. çünkü aslında, kendimi savunduğumda karşımdakine, ‘sorun bende değil sende’ demiş oluyorum. Doğal olarak bu oyun yukarıdaki sırasıyla oynanmıyor. Taraflar duruma göre birini bırakıp diğerini kullanabiliyor.

– duvar örme ve küsme: irdelemenin bir noktasında taraflardan biri ilişkiden çekilebiliyor ve reaksiyon vermemeye başlayabiliyor, şu demek oluyor ki çevreına bir duvar örebiliyor.

– taşma ve romantik kopuş: duvarını ören şahıs hiç bir tepki vermez hale gelerek eşinden uzaklaşırken evliliğinden de uzaklaşıyor.

– ilişkiyi onarım: kırıcı bir tartışmadan sonra ilişkiyi tamir etmek için çaba harcanmıyor yada bu mevzuda başarsıcaklıkz olunabiliyor.

uzak durulması ihtiyaç duyulan hanımefendiler ve erkekler

emre konuk “uzak durulması gereken hanımefendiler ve erkekler” listesi ile diğer risk faktörlerini ise şöyle sıralıyor:

– birlikteliğin başlangıcında, eşlerden birinde alkol yada madde fenaye kullanımı var ise,

– eşin küçümsenilmeyen, kıymet verilen en az birkaç özelliği yoksa,

– anne/baba, dostlar karşıysa,

– tahsil/kültür ayrımı bir hastalık olarak yaşanıyorsa,

– birlikteliğin ana motoru cinsellik ise,

– eş evlilikteki problemlerı anneye veya babaya bağlıyorsa,

– “evlenince düzelir” diye düşünülüyorsa,

– beraberlik/eş sıkıcı bulunuyorsa,

– durmadan “aslında ne demek istendiği” anlatılmak zorunda kalıncaıyorsa,

– taraflardan biri hami, koruyucu rolünde ise

bu kişilerin evlilik için yanlış tercih olabileceği düşünülmeli.

KAYNAK : http://www.kadinvekadin.net/evlilik_oncesi_ve_sonrasi_karsilasilabilecek_risk_faktorleri.html

Ezgi Asaroğlu da tükenmişlik sendromuna yakalandı

keremcem’le doludizgin bir aşk yaşayan ezgi asaroğlu, ilişkisini sona erdirıp birlikte rol aldıkları diziden ayrıldıktan sonra bir anda kayıplara karıştı. Yakışıklı oyuncuyla arasındaki problemlerı çözemeyen asaroğlu’nun tükenmişlik sendromuna yakalandığı ortaya çıktı. Tıpkı meryem uzerli benzer biçimde yoğun çalışma temposu yüzünden tükenen güzel oyuncu, bundan dolayı de keremcem’le ilişkisine nokta koydu.

29 yaşında tükendi

uzun süreden beri ortalarda görünmeyen 29 yaşındaki ezgi asaroğlu’nun yaşadığı bunalımdan kurtulmak için ABD’ye gittiği öğrenildi. Takvim’in haberine göre; psikoloğunun tavsiyesi üzerine türkiye’den uzaklaşan güzel oyuncu, Amerika’nın biroldukça şehrini gezerek ‘tükenmişlik sendromu’ ile savaşıyor. Yakın çevresine kendisini daha iyi hissettiğini söyleyen ezgi asaroğlu, yakında türkiye’ye dönerek yine ekranlarda olacak.

meryem ile aynı belirtiler

ezgi asaroğlu, isminı ilk kez meryem uzerli ile duyduğumuz tükenmişlik sendromuna yakalandı. Asaroğlu da uzerli benzer biçimde hiç bir şeyden keyif alamaz oldu.

KAYNAK : http://www.kadinvekadin.net/ezgi_asaroglu_da_tukenmislik_sendromuna_yakalandi-1.html